18 Nisan 2013 Perşembe

BES uzun vadeli yatırım olarak düşünülmeli

Devlet katkısıyla ilgi patlaması yaşanılan BES birikimin artmasıyla yatırım aracı olarak da devreye girmeye başlayacak.



Bu yılın başında devlet katkısının devreye girmesiyle adeta ilgi patlaması yaşayan Bireysel Emeklilik Sistemi (BES), birikimlerin artmasıyla beraber sadece tasarruf enstrümanı değil yatırım aracı olarak da devreye girmeye başlayacak. Ak Portföy Genel Müdürü Dr. Alp Keler, yılbaşında 20 milyar lira olan BES'te 3 ayda hızla 22 milyar liranın aşıldığını 2020 yılında ise bu rakamın 200 milyar liraya ulaşılmasını beklediklerini kaydetti. Devlet katkısı ile büyüyen BES'in vatandaş tarafından şimdilik ağırlıklı tasarruf aracı olarak kullandığından söz eden Keler'e göre, bu sistemde varlıkların birikmeye başlamasıyla bakış açısı da değişecek ve yatırımcı bazında BES artık bir yatırım aracı olarak değerlendirilmeye başlanacak. Böylece sermaye piyasalarının derinleşmesi ve gelişmesinde bireysel emeklilik fonları önemli bir görev üstlenecek.

BES'te hisse oranı yüzde 25'lere çıkacak
Keler, ayrıca BES'te şu anda yüzde 16 seviyesinde olan hisse senedi oranının yüzde 25'lere çıkmasını bekliyor. Sistemin bu yönde şekillendiğine değinen Keler, "Bugün Borsa'daki yatırımcı sayısı 1 milyon kişi. Bu rakam BES ile beraber artacak. BES'te bugün 3 milyon katılımcı mevcut. 10 yıl içerisinde bu rakam 10 milyon kişiye ulaşabilir. Bu 10 milyon kişi dolaylı yoldan hisse senedi yatırımcısı olacak. Böylece Türkiye'de uzun vadeli yatırım kültürü gelişecek. Sermaye piyasaları açısından olmazsa olmaz bir ürün haline dönecek" diyor.

Faizlerdeki düşüş nedeniyle hem bireysel yatırımcılar hem de kurumsal yatırımcılar yeni arayışlar içine girdiler. Keler'e göre işte tam bu süreçte portföy yönetim şirketleri devreye giriyor; düşük mevduat oranı nedeniyle özellikle kurumların, vakıfların portföylerini profesyonel kurumlara yönettirmek için kapılarını çaldıklarını ifade ediyor. Piyasalarla ilgili görüşlerine de başvurduğumuz Keler, dolar ve faizlerde yıl boyunca yatay seyir beklerken, en cazip piyasa olarak hisse senedi piyasasını ve özel sektör tahvillerini işaret ediyor. Keler, yeni bir yatırım yapılabilir not beklentisi nedeniyle BIST-100 endeksinde 100 binler seviyesini bekliyor. Keler, DÜNYA'nın portföy yönetimi sektörü ve piyasalarla ilgili sorularını yanıtladı.

2013 ve 2014 geçiş yılları olacak
Sermaye Piyasası Kurulu'nun fon pazarına yönelik çıkardığı tebliğ ile yatırım fonları pazarında ciddi bir yapılanma olacak. Burada yapılan en önemli değişiklik; sadece portföy yönetim şirketleri fon kuracak ve fonlar kategorize edilecek. Çok doğru bir gruplandırma yapılacak. Böylece yatırımcı neye yatırım yapacağını çok daha iyi bilecek ve iyi yönetilen fonlar da ön plana çıkacak/ayrışacak. Bunun devamında ise lokal derecelendirme kuruluşları fonlara not verecek. Böylece yatırımcı güveni de artacak. 2013-2014 yılları yatırım fonları pazarı için geçiş yılları olacak. Faizlerin düştüğü ve birkaç yıl stabil kaldığı süreçlerin ardından, Brezilya ve Polonya gibi örneklerde yaşandığı üzere, fon pazarı ciddi bir atılım gösteriyor. Şuanda regülasyon ve düşük faiz nedeniyle biz de bu sürecin başındayız. 1-2 yıl içinde fon sektöründe taşlar yerine oturacak ve hızlı büyüme başlayacak. Fon piyasası 6 yıldır 30 milyar lira civarında seyrediyor. Pazarda yaşanacak büyüme, likit ve kısa vadeli tahvil bono dışındaki yaratıcı/temalı yeni fonlarda olacak. Likit ve kısa vadeli bono dışındaki fonlarda ciddi büyüme bekliyoruz. Bu  fonların önümüzdeki 3 yılda iki katı büyüme kaydederek 10 milyar TL'den 20 milyar TL'ye ulaşmasını bekliyorum.

Sektör şaha kalkakacak
Sektörde önümüzdeki birkaç yılı etkileyecek değişimler yaşanıyor. Portföy yönetimi sektörü şaha kalkıyor. Bunun dönemi geldi. Hem bireysel emeklilik, hem özel portföy yönetimi hem de yatırım fonları büyüyor. Bu sektör ülkemizde hak ettiği yere çok yakın zamanda ulaşacak. Burada sektör oyuncularına da görev düşüyor. Doğru bilgilendirmek, doğru aktarmak, doğru kurallarla endüstüriyi inşa etmemiz gerekiyor.
6-7 ay içerisinde yeni not artışı gelebilir
Piyasalarda düşük faiz ortamının devam etmesini bekliyorum. Her ne kadar kısa vadede kısmi dalgalanmalar yaşansa da faizlerin mevcut seviyelerin çok altına düşmesini beklemiyoruz. Yıl bazında ise faizlerde yatay seyir bekliyoruz. Faizlerin yatay olduğu dönemde yatırımcılar da alternatif getiri arayışı içine giriyorlar. Biz kurum olarak hisse senedine inanıyoruz. Özellikle değerlemelere  baktığımızda Türkiye'nin son dönemde raiting artışı gibi gelişmeler nedeniyle beklentilerimiz yüksek. Bu arada bizim gibi aynı süreçten geçen diğer ülkelere baktığımızda; ilk yatırım yapılabilir seviyeye yükseldikten sonra diğer rating kuruluşlarından ortalama 6-12 ay arasında yeni bir not artırımı geliyor. Fitch'in de kasım ayında not artırdığını gözönüne alırsak beklentimiz bir not artırının 6-7 ay içerisinde gelmesi yönünde.

Borsa'nın yüzde 10-15 potansiyeli var
2013 ilk 6 aylık döneminde bir sıkıntı görmüyoruz. Ondan sonraki süreçte ise Merkez Bankası politikaları ve global etkenler devreye girecek. Son dönemde yurtdışı iyi performans gösteriyor. Önümüzdeki birkaç ay bu devam edecek. Yılın ikinci yarısında Almanya genel seçimleri başta olmak üzere Avrupa'daki politik gelişmeler tekrar öne çıkabilir. 2014-2015 yıllarında ise global gelişmeleri, özellikle sıkılaşması beklenen para politikalarını yakından takip etmek gerekiyor. Bu dönemde FED'in adımları belirleyici olacaktır. Faizde yıl sonu beklentimiz yüzde 6,5, büyümede yüzde 3,5 seviyesini bekliyoruz. BIST-100'ün ise bu yıl içerisinde 100 bine kadar çıkma potansiyeli bulunuyor. Şunda yatırım yapılabilir ülkelerle kıyasladığımızda Türkiye'de hisse senedi piyasasının yüzde 10-15 daha yukarı doğru gitme potansiyeli olduğunu görüyoruz. Ondan sonra global piyasaların seyri ve para girişinin devam edip etmemesi gibi etkenler devreye girecek.

Kur yatay hareket eder
Dolar kurunda ise Merkez Bankası politikası baskın durumda. Merkez Bankası kurun ne çok yükselmesini ne de çok düşmesini istiyor.. Aşırı yükselmesini stabilite, enflasyon ve faizlerdeki etkisi nedeniyle istemiyor, çok aşağı giderse de aşırı para girişi ve ekonomi üzerindeki dengeler nedeniyle istemiyor. Bu nedenle kur da yatay seyir bekliyoruz.

Yatırım danışmanlığı ön plana çıkıyor
Her yatırım enstrümanı bir ihtiyaçtan doğar. Türkiye'de uzun bir süre düşük risk ile yüksek getiriler elde edilebiliyordu ama faizlerin düşmesiyle bu dönem ortadan kalktı. Fakat bu yatırımcının senelerdir bir alışkanlığı var, bir anda bunu bırakıp hisse senedi gibi daha riskli kabul edilen ürünlere geçmesi beklenilemez. Yatırımcı da deneme yanılma dönemine girdi ve alternatif arayışı içinde. Bu süreçte portföy yönetim şirketlerine önemli görevler düşüyor. Bizim ürün yelpezamiz çok geniş. Tahvil bono ağırlıklı ürünlerden, altın ve diğer emtialara, Hisse senetlerinden, ana para korumalı enstrümanlara kadar her türlü varlık sınıfını ve ürünü barındırıyoruz.Artan yatırım yönetimi ve yönlerndirme talebine paralel "yatırım danışmanlığı" hizmeti değer kazanıyor. Biz de bu konjonktürde kurum olarak bu yönde yatırımlar yaparak müşterilerimize destek olmayı amaçlıyoruz.

Korumalı fonlara çok inanıyor
Korumalı fonlar çok inandığımız ürünler. Bu da risksiz üründen riskli ürüne geçişi sağlıyor aslında. Yatırımcı hem Çin'e hem Borsa İstanbul'a yatırım yapabiliyor, aynı zamanda da ana parasını koruyor. Bu nedenle de her ay iki tane farklı temalı korumalı fon çıkartıyoruz ve bu bu stratejiyi devam ettireceğiz. Sadece bizim çıkarttığımız fon sayısı 60-65'e geldi. Ürün yelpazemiz oldukça geniş. Bu ürünlerde son dönemde olumlu yatırım koşullarının devam edeceğini düşündüğümüz, ABD, Avrupa ve Japonya gibi piyasalara yatırım yapan ürünlerimizin performansı oldukça iyi.

10 milyarlık fon büyüklüğü
"Fon büyüklüğümüz 10 milyar TL'nin üzerinde" diyen Alp Keler, "Üç tane ana iş kolumuz var; yatırım fonlarında 3.2 milyar TL, emeklilik fonlarında 5 milyar TL, özel portföy yönetiminde de 2 milyar TL yönetiyoruz. Emeklilik fonları iş kolunda AvivaSA ve Groupama'nın emeklilik fonlarını yönetiyoruz ve sektör lideriyiz. Özel portföy yönetimi iş kolunda yaklaşık yüzde 29 pazar payı ile gene sektör lideriyiz ve sektörde trendleri belirliyoruz. Yatırım fonları tarafında ise para piyasası fonlarında (likit ve kısa vadeli tahvil bono fonları) grup olarak farklı strateji izliyoruz. Para piyasası dışında kalan, katma değeri daha yüksek olan fonlarda gene pazar liderliğini hedefliyoruz" diye konuştu.

2015'de pazar 100 milyar liraya çıkacak
Portföy yönetim sektörünün 60 milyar TL büyüklüğe ulaştığını dile getiren Alp Keler, 2015 yılında sektörün 100 milyar TL'ye ulaşmasını beklediklerini ve pazardan 18-20 milyar TL pay almayı hedeflediklerini söyledi. Sektörün ilk aşamada GSMH'nın %10'larına kadar ulaşma potansiyeli olduğuna dikkat çeken Keler, konuya yönelik şu açıklamalarda bulundu: "Hızlı büyüme emeklilik fonları ve özel portföy yönetimi alanlarında olacaktır. 22 milyar TL büyüklüğe sahip olan emeklilik fonlarının 2013 sonunda 30 milyar TL'ye ulaşmasını, 6 milyar TL olan özel portföy yönetimi büyüklüğünün ise 8 milyar TL'ye ulaşmasını bekliyoruz. Yatırım fonları işkolu ise yeni düzenlemeler ve düşük faiz seviyesinde yatırımcı talebinin artmasıyla büyüyecektir. Bu sene sektörde yeniden yapılanma yılı olacaktır. Ürünler çeşitleniyor, A ve B tipi kavramları kalkıyor ve sektörde performansı yüksek olan kurumlar daha fazla ön plana çıkıyor."

Özel portföy yönetimine ilgi büyük
Özel portföy yönetimi alanında çok hızlı büyüdüklerini, yaklaşık 2 milyar TL'ye ve yüzde 30 pazar payına ulaştıklarını kaydeden Alp Keler son dönemde vakıflar, sigorta şirketleri, anonim şirketler ve varlıklı bireysel yatırımcılardan çok yoğun talep aldıklarını belirtti. Keler, "Mevduat oranlarının hızlı düşmesiyle yatırımcılar profesyonel yönetime daha fazla ilgi duymaya başladılar. Ak Portföy olarak özel portföy yönetiminde yatırımcılarımıza uygun çözümler üreterek ve yüksek performans sağlayarak emin adımlarla ilerliyoruz. Önümüzdeki dönemde de sektörde kuvvetli ve trendleri belirleyen konumumuzu sürdüreceğiz" dedi.

Sermaye piyasalarının vizyonu hazır
Sermaye piyasalarının vizyonunun hazır olduğunu ve altyapısı üzerinde çalışıldığını beliten Alp Keler, "Sektöre yetkin yöneticiler gerekiyor.Sermaye piyasalarımız son 10 yılda maalesef istenilen büyümeyi gösteremedi. Ancak önümüzdeki 10 yıl, özellikle kurumsal yatırımcıların (emeklilik fonlarının) güçlenmesi ile hakettiği yere ulaşılacak. Bugün Emeklilik Fonları, Borsa Istanbul'un halka açık kısmının sadece %2'sine sahip. Bu da piyasalarda kırılganlığı artırıyor ve uzun vadeli yatırımı engelliyor. Bu oranın en azından %10 seviyelerinde olması gerekiyor. Özel Sektör Tahvilleri hızla gelişiyor. Kurumsal Yatırımcıların bugüne kadar gerçekleşen ihraçlardaki payı %70-80 düzeyinde. VDMK, varant, sukuk, ödünç piyasalar gibi yeni ürünlerin gelişmesinde de kurumsal yatırımcılar büyük pay sahibi. İstanbul Finans merkezi vizyonu çerçevesinde sermaye piyasalarının istenilen noktaya ulaşabilmesi için kuvvetli bir altyapı ve yetkin yöneticiler gerekmekte" diye konuştu.

Jülide Yiğittürk Gürdamar - Dünya

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder